Cilt 7 Bölüm 27 [ Varlıklılar ve Yoksullar ] (3/3)

avatar
426 8

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 7 Bölüm 27 [ Varlıklılar ve Yoksullar ] (3/3)


Çevirmen : Clumsy



Bir kız, hücrenin içerisindeki basit bir yatağın üzerinde yüzüstü yatıyordu.

 

Aynı İmparatorluk ordusuna dahil olsalar bile sıradan bir asker, bir generalle tanışma fırsatını kolay kolay bulamazdı. Üçüncü Sınıf bir General bir orduya komutanlık yaparken bırakın Birinci Sınıf Generalleri, İkinci Sınıflar bile ayrı bir dünyaydı.

 

Dolayısıyla bu, Todd’un Birinci Sınıf Generallerden, yani Dokuz İlahi Generalden birini yakından gördüğü ilk seferdi.

 

Arakiya: [――――]

 

Bilinçsiz Arakiya’nın yüzüstü yatma sebebi, sırtına bir kesik atılmış ve acı verici yarasının kavrulup mühürlenmiş olmasıydı.

 

Yarası saniyesinde dağlanmış, korkunç bir ize dönüşmüştü. ――Kavurucu bir kılıçla kesilmiş olmasaydı böyle bir yaraya sahip olmazdı.

 

Todd: [O kırmızılı kadın, ne yapmış…?]

 

O kadın sıradan bir insan değildi ve elinde tuttuğu o süslü kılıç da olağanüstüydü.

 

Detaylar bundan ibaretti ve Arakiya, seslenişine karşılık vermiyordu. Dolayısıyla Todd’un Arakiya’yı kucaklayarak hücrenin dışına koşmaktan başka şansı yoktu.

 

Todd: [Onu aldım! Jamal, hadi gidelim!]

 

Holly: [Buna izin verm… Off!]

 

Jamal: [İşte bu yüzden! Bir kez daha kafanı çevirmeye! Cüret etme! Neeeee―― Hk!]

 

Arakiya’nın götürüldüğü sırada Shudraq kadının dikkati anlık olarak dağılmıştı.

 

Jamal da bir anda ikiz kılıçlarıyla birlikte kadının üzerine atılmıştı. Holly onu engellemek için koca mızrağını hemen dikine kaldırsa da çarpmanın etkisiyle mızrak elinden kaymış ve Jamal’ın kalkarken geriye doğru attığı tekme korunaksız gövdesine inmişti.

 

İşte böylece bedeni hücrenin duvarına çakılan kadının ağzından ufak bir çığlık kaçtı; kafasını büyük bir güçle çarptıktan sonra da hareketsizce yere serildi.

 

Ona bakan Todd, Jamal’a işini bitirmesini emretmek üzereykense――

 

Todd: [――Hey, yukarıda bir tantana var. Korumanın cesedini mi buldular acaba?]

 

Jamal: [Tch, burada daha fazla kalamayız. Peki Birinci Sınıf General…]

 

Todd: [Yalnızca bilinçsiz, ölü değil. Bu kadarı yeterli olmalı.]

 

Jamal’ın sorusunu basitçe yanıtlayan Todd, zindandan çıktı. Ve öne geçen Jamal, kolaylıkla kendisine yetişen Todd için yolu açma görevini üstlendi.

 

???: [Hangi lanet olasıca… Guah!]

 

Jamal: [Çekilin yoldan, sizi beyinsiz piçler!]

 

Derken bodruma doğru bakan koruma bir kesikle havaya uçuruldu ve Todd, Jamal’ın ardından Belediye boyunca, giderek artan bir hızla koşmaya başladı.

 

Maalesef Arakiya’yı taşırken bedenine özen göstermeye ayıracak vakti yoktu. Dokuz İlahi Generalden biri olduğuna göre bedeni yeterli güçte olsa gerekti. Yani dayanıklılığına güvenip koşmaya devam etmeliydi.

 

Jamal: [Dışarıdayız! Şimdi nereye gideceğiz?]

 

Todd: [Ana kapı kapalı. ――Beni takip et.]

 

İkili şehirdeki karanlık ve fırtınalı gecede yollarına devam ederken Todd, Jamal’la birlikte ara sokaklara doğru atıldı. Peşlerine takılacak düşmanları yanıltıp atlatmak için dar sokaklardan ve yan yollardan olabildiğince faydalanıyordu.

 

Savaş daha yeni sonlanmıştı ve kaos hala devam ediyordu, ayrıca şehirde tıpatıp aynı kılığa bürünmüş en az üç yüz İmparatorluk Askeri vardı. Onları birbirinden ayırmak zor olacaktı.

 

Şimdi geriye kalan tek şey――

 

Todd: [――Hk!]

 

Rüzgar sesini işittiği saniyede Todd’un ardından bir bıçak savruldu.

 

Arkasını döndü ve ayağının hemen altında kalın ve büyük bir ok olduğunu gördü. Biri o oku kesmişti. O ok çılgınca bir momentumla Todd’u hedeflemiş ve hızla icabına bakan da Jamal olmuştu.

 

Şehir boyunca kaçıp saklanan ikiliyi hedef alan keskin bir atıştı.

 

Karşılarında birkaç gün önce Todd’u göğsünden vuran okçunun ta kendisi olduğuna hiç şüphe yoktu.

 

――İzleniyorlardı.

 

Durum buysa dikkatsizce hareket edemezlerdi.

 

Ara sokaktan çıkarlarsa kolay hedef olurlardı ve Arakiya’yı taşıyan Todd, çevik hareket etme konusunda zorluk çekiyordu. Ayrıca okçuyu öldürmeyi deneseler de düşmanları Belediyedeydi―― ve oraya üçüncü kez dönmeleri gibi bir seçenek söz konusu değildi.

 

Öyleyse Arakiya’yı bırakıp kaçmaları mı gerekiyordu? Kendilerini kurtarmaları için en uygun yol buydu ama bunu yaparlarsa en başta hayatlarını tehlikeye atmış olmalarının hiçbir anlamı kalmayacaktı.

 

Todd, mevcut bilgiler ışığında harekete geçmek için en uygun yolu arıyordu ve en çok umut vadeden şey――

 

Todd: [――Jamal, hedef alındığımızı biliyorsundur.]

 

Jamal: [Herhalde, çok can sıkıcılar. Onları öldüremeyeceğim kadar uzaktalar ama bunu yapmazsak öyle ya da böyle bizi vuracaklar. Ne yapacağız?]

 

Todd: […Öyleyse, geriye tek bir yol kalıyor.]

 

Jamal, Todd’un bu sözleri karşısında tek gözünü kıstı.

 

Todd’sa onun bir çözüm arayan bakışlarına derin bir nefesle karşılık verip tek gözünü kapatarak,

 

Todd: [Buradan çıktığımız saniyede düşman bize ok atmaya başlayacak. Önüme geçmeni ve az önceki gibi okları kesmeni sağlayacağım. Bu kez bir değil, iki üç ok gelecektir. Ben Birinci Sınıf Generali sarsmamaya çalışarak elimden geldiğince hızlı koşacağım.]

 

Jamal: [Hah, bu hiç senlik değil. Hamlen bu mu gerçekten? Çaresizlik kokmuyor mu?]

 

Todd: [Nihayetinde kozların tükenince iş bu noktaya geliyor. Ama yine de şanslıyım, öyle değil mi?]

 

Jamal: [Ha? Ne demek istiyorsun?]

 

Todd: [Elin epey güçlü, anlarsın ya.]

 

Sunduğu strateji neredeyse tamamen Jamal’ın kılıç ustalığına dayanıyordu.

 

Jamal o uçan okları kesmeyi başaramadığı takdirde ikisi de canından olacaktı. Todd’un inançları hesaba katılınca böyle bir pervasızlıkla canını riske atması delilikti.

 

Gelin görün ki önerdiği şey tam da buydu. Ve Jamal’ın kılıç ustalığıyla bir şansları vardı.

 

Jamal: […Katya’nın karakter analizinde iyi olmadığını biliyordum. Seni de bundan daha zeki sanıyordum.]

 

Todd: [Nişanlım hakkında kötü konuşma, onii-sama.]

 

Todd, kafasını kaşıyan Jamal’a yanakları seğirerek karşılık verirken bunu duyan Jamal, kısa bir “Haa” sesinden sonra bir kez daha ikiz kılıçlarının kabzalarını kavradı.

 

Sonra da heybetli sırtını Todd’a dönerek,

 

Jamal: [Tamamdır, başlıyorum. Bazen aptalca bahisler de fena sonuç vermez.]

 

Todd: [Ben olmasaydım o bahislerin hepsine girerdin herhalde.]

 

Jamal: [Kapa şu lanet olasıca çeneni. ――Sessiz ol ve arkamda kal.]

 

Bu nefret dolu etkileşim sırasında Jamal yavaşça gaza gelirken onu ardından izleyen Todd, Arakiya’nın bedenini sıkı sıkı tutuyordu.

 

Todd: [Jamal, ara sokaktan çıkınca dümdüz ileriye koş. Yolun sonuna ulaşınca da sağa dön. Bu sana soluklanmak için yeterli fırsatı tanıyacaktır.]

 

Bu talimatları işiten Jamal durup bir düşündü, yavaşça gözünü kapattı ve tekrar açarak ileriye doğru adımını attı.

 

Jamal: [――Hk.]

 

Ara sokaktan çıktığı saniyedeyse rüzgara sarılmış bir ok, Jamal’a doğru atıldı.

 

Jamal buna inanılmaz reflekslerle karşılık verdi ve oku saniyesinde kılıçlarıyla kesti. Etkisi bileğine sıçradığı andaysa kuduz köpek misali gülüşüyle sıktığı dişleri takırdadı.

 

Kanının kaynayışı, kalbinin tekleyişi ve yaşama heyecanı Jamal’ı ele geçiriyordu.

 

Ekstrem konsantrasyonu dünyayı yavaşlatıyor ve teninden dökülen her ter damlasını, etrafta uçuşan her kum zerresini ve hatta havanın görülmez olması gereken varlığını dahi hissedebiliyordu adeta.

 

Jamal: [――Hahaa!]

 

Oklar bir tufan şeklinde teker teker üzerine çullanıyordu.

 

Yere ayağını basıyor, kılıcını dans edercesine savuruyor, okları kesiyor ve yere indiriyordu.

 

Ardından bir kılıç dansı geliyordu, Jamal Aurélie’nin kılıç dansı.

 

İşler yolunda gitseydi ertesi gün Belediyeye çağrılan dansçının dansının tadını çıkartacaklardı.

 

Jamal, bu fırsatın yitip gittiği, şimdiyse dans edenin kendisi olduğu düşüncesiyle kahkahalar atıyordu. Ama bu, tüm kalbi ve tüm bedeniyle ettiği bir dans, tüm enerjisini kattığı bir kılıç mücadelesiydi.

 

Todd da tüm hiddetiyle saldırıları karşılayan Jamal’ın çabalarını hayranlıkla izliyordu.

 

Ölümcül ok tufanı süregelirken çıt çıkartmıyordu. Bu da Jamal’ın dikkati dağılırsa sonunun ölüm olabileceğini bildiğini gösteriyordu.

 

Bu yüzden Jamal’ı bilincinden uzaklaştırıp tüm enerjisini yaklaşan “ölümden” kaçınmaya odaklıyordu.

 

Dümdüz ilerliyor, kaçınıyor, saldırıyor, adım atıyor, sıçrıyor, dağıtıyor ve kesiyordu.

 

Jamal: [Köşeye ula―― Hk.]

 

Evet, mucizevi bir şekilde o düpedüz ölüm yolculuğunu tamamlamış ve belirtilen yolun sonuna ulaşmıştı.

 

Geçen zaman belirsizdi ama kılıç dansı, saatlerdir süregeliyor hissi uyandırsa da yalnızca birkaç saniye sürmüş olmalıydı. Bununla birlikte henüz yalnızca ilk engeli aşmışlardı. Kendisine rahatlama izni vermeyen Jamal, söyleneni yapıp yolun sonundan sağa döndüğündeyse――

 

――O parçalanmış yolun ucunda, mızraklarını üzerine doğrultmuş bir Shudraq grubuyla karşılaştı.

 

Jamal: [――Siktir.]

 

Onu hedefleyen bir okçu varken bunca Shudraqla baş etmek çok zor olacaktı. Hatta imkansız bile denilebilirdi.

 

Gücü tükeninceye dek savaşmaya hazırdı ama bunu yapsa bile nafileydi. Böyle mükemmel bir karşılamayı hiç beklemiyor ve şans onu tamamen terk etmiş gibi görünüyordu.

 

Jamal: [Ne kadar ukala ukala dolansan da sonunda şansın tükeniyormuş, ha… Heh, yok yere gidiyoruz. Ama o kadar da kötü değildi.]

 

İkiz kılıçlarının kanlı ellerinde uyandırdığı hissin tadına varan Jamal, arkasındaki Todd’a böyle söyledi.

 

O kadar da kötü değildi demişti ve bunda samimiydi.

 

Todd’un düşünce ve eylemleri pek çok açıdan bunatıcı ve sinir bozucuydu.

 

Ama sonuç olarak seçimi, kendisini bir İmparatorluk Askeri gibi kullanmaktı.

 

Jamal: [Katya konusunda üzgünüm ama yapacak bir şey yok. O da İmparatorluk Asillerinden. Senin ve benim başıma böyle bir şey gelmesine hazırlıklı olduğundan eminim.]

 

Başkentte bıraktığı kız kardeşini düşünen Jamal, göğsünde hafif bir sızı duydu. Yine de karşısındaki düşmanlarla savaşma arzusu ve her şeyi örten kan kokusunun etkisine kapılması çok sürmedi.

 

Bu gerçek onu rahatlatıyordu. ――O, iliklerine dek bir Vollachia İmparatorluğu kılıç kurduydu.

 

Jamal: [Hadi yapalım bu işi, Todd. Hiç değilse son bir kez onlara bizi biz yapan şeyi gösterelim.]

 

Diyerek öne eğilen Jamal, bantla örtülü sağ gözünden akan kanı yaladı.

 

Sonra da tüm hiddetiyle, bir İmparatorluk Askerinin son prestijini sergilercesine paldır küldür düşmanın üzerine atıldı.

 

Ölümcül saldırılar fırtına gibi üzerine yağsa da artık en ufak bir pişmanlığı yoktu.

 

Son anına dek kendisi olmayı başarması bile Jamal için en büyük ödüldü.

 

△▼△▼△▼△

 

???: […Son anına dek bir aptaldın, öyle değil mi?]

 

Uzaktan Jamal’ın kızgın kükreyişini işiten Todd, duvardan geçerken bu şekilde mırıldandı.

 

Geçtiği delikse hemen ardından çöküp kapandı ve takip edilememek için varlığına dair tüm izleri dikkatlice sildi. Şehirdekiler bir süre Jamal’la meşgul olacak, dolayısıyla Todd’a kaçacak zaman kalacaktı.

 

Tam da Jamal’ın söylediği gibiydi.

 

Todd, ucunda ölüm olsa bile asla canını çaresizce bir plana emanet etmezdi. ――Yo, bunu yapmama sebebi tam da o ölümden kaçınmaktı.

 

Todd: [Seni sokağın sonuna dek takip etmelerini sağlarsam dikkatleri dağılır. Eh, Katya için üzülüyorum gerçi…]

 

Abisini sağ salim geri götürme sözünü tutamayacak, nişanlısının fena halde kalbi kırılacaktı.

 

Onu teselli etmek için bir an önce Başkente dönebilmeyi umuyordu.

 

Neyse ki Jamal’ı feda etmesinin karşılığında Başkente dönmenin yeni bir yolunu bulabilmişti.

 

Bu, Jamal’ın Üçüncü Sınıf Generalliğe terfi etmenin eşiğinde olmasından çok daha büyük bir dayanak teşkil edebilecek bir kozdu.

 

Arakiya: […Prenses.]

 

Todd: [Ah canım, nasıl da masum görünüyorsun. Halbuki Dokuz İlahi Generalden birisin ve muhtemelen yüzlerce kişiyi öldürmüşsündür.]

 

Todd’un kollarının arasındaki Arakiya’nın kapalı gözünden yaşlar dökülüyordu. Yanaklarına yuvarlanan yaşları izleyen Todd’un aklındansa şu anki yoldaşının da tıpkı bir önceki gibi göz bandı taktığı düşüncesi geçiyordu.

 

İşte bunu düşünen Todd, bir anda kafasını yana yatırdı.

 

Ve――

 

Todd: [Jamal’ın göz bandı hangi taraftaydı ya…?]

 

#Todd tam da kendisinden beklenildiği gibi Todd’luk yaparak Jamal’ı feda edip kaçtı. Başından beri böyle bir şey yapacağını düşünüyor ve bekliyordum, şaşırtmadı. Her şeye rağmen Jamal’ı mutlu uğurladık. Sıradaki bölümde yeniden Belediyedeki gruba katılacağız ve ne konuştuklarına bir bakacağız. Hadi orada görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 34428 Üye Sayısı
  • 355 Seri Sayısı
  • 43755 Bölüm Sayısı


creator
manga tr