Cilt 7 Bölüm 36 [ Kaotik İblis Şehri ] (3/3)

avatar
460 2

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 7 Bölüm 36 [ Kaotik İblis Şehri ] (3/3)


Çevirmen : Clumsy



Abel’in talimatları doğrultusunda onun ismini hiç anmadan kaleye götürülmüşlerdi.

 

Ve bu biraz alışılmadık bir hamle olsa da Yorna’nın kapı muhafızları kadar umursamaz olan özel askerleri de Subaru ve diğerlerine kaleye girerek Yorna’yla yapacakları görüşme için beklemelerini buyurmuştu.

 

An itibarıyla Subaru ve grubu, kalenin lordu Yorna hazır oluncaya dek kaledeki ahşap zeminli, büyükçe bir bekleme odasında zaman öldürüyordu.

 

Bekleme odasında muhafız yoktu ve istedikleri zaman girip çıkmakta özgürlerdi.

 

Güvenlik sisteminin eksiklik ve gevşekliği, bir yabancı olarak Subaru’yu germeye yetiyordu. Her şeyden önce işler öylesine sorunsuzca ilerliyordu ki aklı almıyordu.

 

Subaru: [Tabii ki böylesi işimize gelir ama… Birinci Sınıf General var ya da yok, ziyaretçileri bu şekilde kaleye almaları suikasta davetiye çıkarmak değil mi?]

 

Al: [Resmen silahlarımıza bile el koymadılar. Onlarla girebilirsiniz demeleri beni şaşırttı.]

 

Medium: [Ehh, niyetimiz şiddete başvurmak falan değil ya. Sinirlenecekleri bir şey yok.]

 

Subaru ve Al, kaledekilerin cömertliktense savunmasızlık kokan bu tepkilerine şaşırmıştı. Arkalarında sakince oturan Medium ise bu konuşma karşısında gürültülü bir kahkaha patlattı.

 

Mesaj iletmeleri adına Kırmızı Lapis Kaleye gönderilen üç elçi, Subaru, Al ve Medium’du. Geri kalan kişiler, yani Abel, Taritta ve Louis ise onları handa bekliyordu.

 

Abel kaleye gelemeyeceği için birinin geride kalıp onu koruması gerekiyordu.

 

Ve Subaru da akla gelebilecek hiçbir senaryoda işe yaramayacak olan Louis’i korumak için bir ellerini boşta bırakma zorunluluğundan kaçınmak isteyince gruplar bu şekilde bölünmüştü.

 

Subaru: [Bu kalenin sahibinin sıra dışı şeylerden hoşlanma ihtimalini de düşünmedim değil.]

 

Hal böyleyse ormandan zar zor ayrılan Shudraq Halkı, Yorna’nın dikkatini çekebilirdi. Subaru bu sebeple Taritta’yı üyelerden biri yapmayı da değerlendirmişti.

 

Fakat Abel ve Louis’i handa yalnız bırakmak gibi bir seçenek söz konusu olmayınca ortaya çıkan sonuç, Taritta’nın son derece zahmetli bir yükle geride kalması olmuştu.

 

Al: [Sıra dışı şeylerden hoşlanıyor olsa bile şehirde onca ırk varken Taritta-chan gibi birkaç kişi sıra dışı kaçar mı ki?]

 

Subaru: [Evet, ben de aynı şeyi düşündüm. Bu yüzden bu planla ilerledik zaten.]

 

Medium: [Natsumi-chan, ne kadar cesursun! Beni şaşırttın, Al-chin’i de.]

 

Al: [Aynen, Al-chin de çok şaşırmıştı.]

 

Subaru’nun utanmazca Medium’dan faydalanan Al’a yönelik çekinceleri olsa da Medium, gururlu bir şekilde “Değil mi ya?” dedi.

 

İsmini vermeden Abel’in mektubunu iletmesi beklenen Subaru, parlak bir fikir bulmuştu.

 

Muhtemelen bu şekilde kaleye girmelerine izin verilme sebebi de fikrinin çok başarılı olmasıydı.

 

Subaru: [Fethimiz için ipucu, “Abel’e sinir oluyorum.”.]

 

Medium: [Haha, Natsumi-chan, Abel’e sataşıyorsun, değil mi? Bana kalırsa bu harika.]

 

Subaru: [Harika mı? Ben mi? Yoksa Abel’in korkunç karakteri mi?]

 

Medium: [İkisi de!]

 

Subaru: [Sen de az cesur değilsin, Medium-chan.]

 

Elini neşeyle kaldıran Medium, Subaru ve Abel arasındaki ilişkiye hafiften dokundu.

 

Evet, Subaru ve Abel arasındaki ilişki pek de su ve yağ misali değildi ama aynı doğrultuda ilerlemekten başka şansları yoktu; bu nedenle yürüdükleri doğrultuda omuz omza veriyorlardı.

 

Daha yakın bir ilişki açısından bunun, zamanında Julius’la arasındaki ilişkiye benzer olduğu söylenebilirdi.

 

Bununla birlikte Subaru, Pleiades Gözcü Kulesinde yaşananları hesaba katarak artık Julius’a büyük bir inanç besliyordu. ——Tabii bunu ona hayatta söylemezdi, hatta tavırlarıyla belli etmeye bile niyeti yoktu.

 

Subaru: [Bu da o kadar kolay değil gerçi.]

 

Açıkça belirtmek gerekirse artık rekabetlerinin sonlandığı ve uzlaşmaya vardıkları söylenebilirdi.

 

Ancak bu uzun bir yolun ve üstesinden gelinen makul miktarda yokuş ve zirvenin sonucuydu.

 

İlişkileri geliştirmek basit bir girişim değildi.

 

Her iki taraf da hiç değilse daha iyi hale getirmeye istekli olmadıkça zorlu bir yol asla düzleşemezdi.

 

Tek bir taraf düzeltmek için çabalarken diğeri onu çiğneyip harap ettiği müddetçe bu hiçbir şekilde mümkün olmazdı.

 

???: [——Sabrınız için teşekkürler. Ulaklar, bu taraftan.]

 

İşte bu acı duygusallık, bekleme odasında beliren bir hizmetkarın sözleriyle kesintiye uğradı.

 

Ortaya çıkan kız, onları bu odaya yönlendiren kızla aynıydı——yani koca boynuzları olan bir geyikgildi. Başındaki boynuzlar haricinde büyük oranda insana benzeyen bir yarı insandı.

 

Hala ergenlik çağlarında olan kız, ince bedenini kimonoyu andıran bir kıyafetle sarmalamıştı ve uzun etekleri yerlerde sürünerek Subaru ile grubuna yol gösteriyordu.

 

O kişinin hareketleri ve zarafeti, benzer bir şeyi anımsayan Subaru’nun bildiklerini hafiften karıştırıyordu.

 

O bunun sebebine parmak basamazken onlara rehberlik eden genç kız, grubu Kırmızı Lapis Kalenin üst kısımlarına —— daha doğrusu en üst kata doğru ilerletiyordu.

 

Kalenin inşası Subaru'nun görmeye alıştığı Batı tarzı kalelerden ziyade bilgisi dahilindeki eski moda Japon kalelerine daha yakın olduğu izlenimini veriyordu. Doğal olarak kullanılan malzemeler ve mimari tarz farklıydı fakat iç mekan ve zeminin büyük açık alanlarla tasarlanma şekli, bu izlenime yol açıyordu.

 

Bunun bir sebebi de onlara rehberlik eden kız gibi daha nicelerinin etrafta kimonoyla dolaşmasıydı.

 

Her halükarda, Yorna’yla görüşecekleri odaya yönlendirilen Subaru ve grubu, uslu uslu genç kızı takip ediyordu.

 

???: [Burada bekleyin lütfen. ——Yorna-sama birazdan burada olur.]

 

Subaru: [Tabii, teşekkürler… Oh?]

 

Genç kıza rehberliği için teşekkür eden Subaru, salona girdiği gibi başını önüne eğdi.

 

Bunun sebebiyse kendisinden önce salona girmiş olan davetlilerin varlığıydı. ——Avluda, üçlü grup arka taraftan girdiği esnada farklı yönlere bakmakta olan farklı kişiler de mevcuttu.

 

Ancak bu kişilerden hiçbirinin kalenin efendisi Yorna olmadığı, odanın uzak ucundaki sandalyenin boş olduğu gerçeğinden anlaşılıyordu.

Subaru: [Oradaki kişiler …]

 

???: [Onlar da sizler gibi Yorna-sama’yla görüşme talep eden kişiler. Yorna-sama kaprisli biridir, o yüzden herkesi tek seferde görmek ister.]

 

Subaru: [Hı hı…]

 

Subaru, genç kızın kayıtsız sözlerini başıyla onaylamakta zorlanarak ufak bir ses çıkarmakla yetindi.

 

Bu makul olmamakla kalmayıp mantık çerçevesine de uymayan bir düşünceydi. Her şeyden önce, böyle bir ortam ayarlansa bile bu görüşmeler, birbirlerinin kim olduğundan bile bihaber kişiler için son derece tuhaf kaçacaktı.

 

Sonuçta yabancıların işitmesini istemedikleri şeyleri konuşacakları anlar da gelecekti.

 

Al: [Ve biz de tam olarak buyuz, Natsumi-chan.]

 

Subaru: […Bana böyle seslenmeye devam edersen benim de tüylerim diken diken olacak.]

 

Düşünceleri anlaşılıp yanıtlanan Subaru, Al’a böyle söyledi.

 

Getirdikleri mektubun detayları belirsiz olsa da Abel’in tahtından inmeye mecbur bırakılarak yaşadıklarını anlattığı ve tahtı geri almak için Yorna’dan iş birliği talep ettiği şüphesizdi.

 

Yorna’nın kişiliği hakkında hiçbir fikirleri olmadığı için mektuba vereceği tepki de meçhuldü. Hiç değilse Abel, mektubu okuduğu takdirde onlara bir kötülük etmeyeceğini söylemişti.

 

Hizmetkar: [İçeride bekleyin lütfen. Yorna-sama geldi.]

 

Fısıldaşan Subaru ve Al’ı duymazdan gelen rehber kız, eğilerek geri çekildi.

 

Elbette ki onu durdurmaları durumda bir değişiklik yaratmayacaktı. Ona bu emri veren kişi efendisi Yorna ise bunun için genç kızı suçlamak anlamsızdı.

 

Medium: [Ee, ne yapacağız?]

 

Medium, bağlı saçlarını savurup kafasını eğerken ellerini belindeki iki kılıca götürdü.

 

Sessizce Subaru ve diğerlerinin planlarına uyum sağlıyor oluşu onu şaşırtıcı bir şekilde makul hale getirmişti. Çekincesiz ve duygusal biri izlenimi uyandırmasına rağmen kendisine verilen talimatlara itaat ediyordu.

 

Belki de bu, Flop’la birlikte yaptıkları yolculuklarda kendisine düşen payın sonucuydu.

 

Subaru, onun bu dobra ve dürüst yanıtı karşısında gözlerini ovuşturdu, kafasını salladı ve “Bu konuda yapabileceğimiz hiçbir şey yok.” diyerek odaya adımını attı.

 

Subaru: [Yine de mektubu vermeden önce odayı boşaltmasını isteyelim. Reddedilebiliriz ama durum ortada. Denemekten zarar gelmez.]

 

Al: [Onun yerinde Prenses olsaydı hoşuma gitmedi diyerek kafanı bedeninden ayırabilirdi, biliyorsun değil mi?]

 

Subaru: [Bana böyle örnekler verme lütfen…]

 

Böylesine ekstrem bir örnekle karşılaşan Subaru, yine o denli ekstrem olması muhtemel Yorna karşısında biraz daha temkinli hale geldi.

 

Ve o salona giriş yapmaktan yana tereddüt ederken Al, onu omzundan iterek,

 

Al: [Endişelenme. Söyledim ya. Sana yardım eli uzatacağım. Bugün karde… Natsumi-chan’ın başının derde girmesine izin vermeyeceğim.]

 

Subaru: [Al… Beni geren sensin zaten.]

 

Diyen Subaru, Al’ın omzundaki eline doğru sert bir bakış attı. Al’sa aceleyle elini geri çekti ama iyisiyle kötüsüyle, o omuzlar gevşemişti.

 

Böylece Subaru Al’ın duyarlılığına minnet duyarken üçlü grup salona giriş yaptı.

 

Geniş salondaki atmosfer, tatami hasırlarının olmaması haricinde, tarihi dramalarda kale efendisinin kullarıyla konsey toplantısı yaptığı tatami odalarına benziyordu.

 

Aşağıdaki oturma alanlarında lordlarının yukarıda belirmesini bekleyen ulaklar da bu izlenimi kuvvetlendiriyordu.

 

Subaru: [Şimdilik burada bekleyelim, olur mu?]

 

Diyerek salonda ilerleyen Subaru, kendisinden önce gelen konukların karşısına yerleşti.

 

Onların önüne veya arkasına geçmek garip gelmiş, bu yüzden arada hafif bir mesafe bırakarak salonun karşı tarafında pozisyon almıştı. Tarihi dramalarda kulların kale lordunun sol ve sağına konuşlanıp salonun ön kısmını açık bıraktığı tuhaf bir kalıp görülürdü. Ve böylece bir uyum sağlanırdı.

 

Bu tesadüfü tuhaf bulan Subaru, onlardan önce gelen gruba şöyle bir göz attı.

 

Diğer grup dört kişiydi ve onların da silahları üzerlerindeydi. Aralarında tek bir tanesinin silahı yoktu, o da diğer üçlünün biraz ilerisinde oturuyordu.

 

Belki de o kişi temsilciydi, diğer üçü de korumaları.

 

Subaru: [Hepsi de Al’dan daha güvenilir görünüyor…]

 

Diyen Subaru, göz ucuyla üç korumaya bakıyor ve Al’ın az önceki endişelerini ayaklar altına alıyordu.

 

Ardından bunun kaba olduğunu düşünse de bakışlarını koruma grubundan ayırarak onlar tarafından korunan kişiye doğru kaydırdı.

 

Nasıl biriydi de Yorna’yla görüşmeyi arzuluyordu ve sebep neydi——

 

Subaru: [——Hk.]

 

İşte tam da o anda yaşadığı şaşkınlıkla boğazı düğümlendi, yanakları ve boynu kaskatı kesildi.

 

İşitilmesi zor bir ses çıkarıp paniklemiş bir halde kafasını çevirirken bahsi geçen kişi o sesi işiterek bakışlarını Subaru’ya çevirdi.

 

Ancak Subaru’nun başını öne eğdiğini ve önlerindeki yükseltilmiş koltuklarla aynı hizada olduğunu gördüğü anda ilgisini çekmemiş, dikkati dağılmışçasına kafasını çevirdi.

 

Bunu hisseden Subaru da kalbi patlarcasına atarken hafifçe bir nefes aldı.

 

Bu esnada arkasında olup da onu bu halde görmeyi garipseyen Al ve Medium ikilisi de çok geçmeden onu sarsan tecrübeyi deneyimledi.

 

Olay şuydu——

 

Subaru: […Benimle kafa buluyor olmalısın.]

 

Subaru’ya acı acı sitem ettiren şey, yalnızca beş metre ötesinde Yorna Mishigure’ün gelişini bekleyen kişinin——

 

——Orada olmayan Abel’le aynı görünüme sahip olmasıydı.


#Abel’in oraya gelmiş olmasına ihtimal vermiyorum. Tatsız bir hareket olurdu, gerçi Abel de tatsızlıkların adamı ama kendisini tehlikeye veya zora sokacak bir şey yapmaz bence. Öyleyse Abel gibi görünen bu kişi Abel’in dublörü mü? Yani şu anda tahtta İmparatormuşçasına oturan kişi mi? Ve eğer öyleyse birazdan gerçekleştirecekleri görüşme nasıl şekillenecek? İşler ilginç bir hal alıyor. Bu arada bir sonraki bölüm biraz gecikecek, şu üç dört gün bazı işlerim var. Bir aksilik çıkmazsa pazartesi veya salı hiç bölmeden tam bölüm halinde atacağım, haberiniz olsun. Tekrar görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32594 Üye Sayısı
  • 332 Seri Sayısı
  • 43292 Bölüm Sayısı


creator
manga tr