Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Leon, Ruhsal Dizi Kulesi'nin kapısında duruyordu. Elinde Madam Iris'in dün verdiği parşömen, gözlerinin altında uykusuzluğun koyu halkaları vardı. Bütün gece boyunca on beş Mühür'ün nasıl bir araya getirileceğini çalışmış, ama bir türlü başaramamıştı.
Kulenin kapısı gıcırdayarak açıldı. İçeriden gelen loş ışık, merdivenleri aydınlatıyordu. Leon içeri adım attığında, Madam Iris'in çoktan dersliğe geldiğini gördü. Yaşlı kadın, havada asılı duran dizi modelinin önünde oturuyor, rünlerin dansını izliyordu.
“Erken geldin,” dedi Madam Iris arkasına dönmeden.
“Bütün gece çalıştım,” dedi Leon. “Ama on beş Mühür'ü bir araya getiremedim.”
Madam Iris başını salladı. “Beklediğim bir cevaptı. Otur.”
Leon, hocasının karşısına oturdu. Madam Iris elini kaldırdı, havada on beş küçük ışık belirdi—on beş Ruhsal Mühür. Mühürler, düzenli bir şekilde dönmeye başladı.
“Ruhsal Mühürler,” dedi Madam Iris, “sadece enerji yoğunlaşmaları değildir. Her birinin kendi karakteri, kendi ritmi vardır. Onları bir araya getirmek, bir orkestra yönetmek gibidir. Her müzisyeni tanımalı, her enstrümanın sesini duymalısın.”
Leon dikkatle izledi. Mühürlerin dansını görebiliyor, titreşimlerini duyabiliyordu. Ama onları kontrol etmek...
“Sen rünleri duyabiliyorsun,” dedi Madam Iris. “Bu büyük bir yetenek. Ama duymak yetmez. Onlarla konuşmayı da öğrenmelisin.”
“Konuşmak mı?” diye sordu Leon.
Madam Iris gülümsedi. “Her rünün bir sesi vardır. Ona nasıl davranacağını, nasıl yönlendireceğini bilirsen, o da sana cevap verir. Ama önce, onları dinlemeyi öğrenmelisin. Gerçekten dinlemeyi.”
Leon gözlerini kapadı. Mühürlerin titreşimlerine odaklandı. İlk başta sadece bir uğultu duydu. Sonra, o uğultunun içinde farklı sesler seçmeye başladı. Kimisi tiz, kimisi pes. Kimisi hızlı, kimisi ağır. On beş farklı ses, on beş farklı karakter.
“Şimdi,” dedi Madam Iris'in sesi, “en tiz olanı bul. Onu yanına çağır.”
Leon, seslerin içinde en tiz olanı aradı. Bulduğunda, o sese odaklandı. Zihninde, o Mühür'ü çağırdı. Bir an hiçbir şey olmadı. Sonra, Mühür yerinden kalktı, Leon'un avucuna doğru süzüldü.
Gözlerini açtı. Avucunda, küçük, titrek bir Mühür duruyordu.
“İyi,” dedi Madam Iris. “Şimdi en pes olanı bul.”
Leon yeniden gözlerini kapadı. Bu sefer daha hızlı buldu. İkinci Mühür, avucunda birincinin yanına kondu.
Saatler geçti. Leon, birer birer Mühür'leri çağırdı. Beşinci Mühür'ü çağırdığında alnı terledi. Onuncu Mühür'ü çağırdığında elleri titremeye başladı. On beşinci Mühür'ü çağırdığında ise, tüm bedeni sarsıldı.
Avucunda, on beş Mühür bir arada duruyordu. Ama durmuyorlardı—her biri farklı yönlere çekiliyor, birbirleriyle çarpışıyor, dağılmaya çalışıyordu.
“Şimdi en zor kısım,” dedi Madam Iris. “Onları bir dizi haline getir. Her birinin sesini, bir orkestra gibi uyum içinde çalacak şekilde ayarla.”
Leon dişlerini sıktı. Mühür'lerin seslerini duyuyordu, ama hepsi aynı anda çığlık atıyor gibiydi. Onları susturmaya çalıştı, ama sustukça daha da çok bağırdılar.
“Zorlama,” dedi Madam Iris. “Onları susturmaya çalışma. Onları dinle. Her birinin ne istediğini anla.”
Leon derin bir nefes aldı. Zihnini susturdu. Sadece dinledi. Tiz olan, öne çıkmak istiyordu. Pes olan, arkada kalmak. Hızlı olan, dönmek istiyordu. Ağır olan, durmak.
Leon, onların isteklerini anladı. Zorlamayı bıraktı. Onlara alan tanıdı. Tiz olanın öne çıkmasına izin verdi. Pes olanı arkaya koydu. Hızlı olanı döndürdü, ağır olanı ortaya yerleştirdi.
Mühür'ler, birer birer yerine oturmaya başladı. On beş Mühür, artık çarpışmıyor, dans ediyordu. Düzenli, uyumlu bir dans.
Leon gözlerini açtı. Avucunda, küçük ama kararlı bir ışık halkası parlıyordu. On beş Mühür'den oluşan Birinci Sıra bir Ruhsal Dizi.
“Başardım,” diye fısıldadı.
Madam Iris başını salladı. “Bir günde on beş Mühür. Ben, bu kulede yirmi yıldır öğrenci yetiştiriyorum. Daha önce böyle bir şey görmedim.”
Sesinde bir gurur vardı. “Ama unutma, bu sadece başlangıç. Birinci Sıra'dan İkinci Sıra'ya geçmek, on beşten yirmi bire çıkmak... Her yeni Mühür, on kat daha zordur.”
Leon diziyi havada tutmaya çalıştı. Ama enerjisi tükeniyordu. Dizi titredi, sonra dağıldı. Mühür'ler havada kayboldu.
“Yoruldum,” dedi nefes nefese.
“Yorulacaksın,” dedi Madam Iris. “Ruhsal Dizi Ustalığı, bedeni olduğu kadar ruhu da yorar. Ama her yorulduğunda, sınırlarını zorlarsın. Her zorladığında, biraz daha güçlenirsin.”
Leon ayağa kalktı. Bacakları titriyordu, ama içinde yeni bir güç vardı. On beş Mühür'ü bir araya getirmişti. Resmi olarak, artık Birinci Sıra Ruhsal Dizi Ustası'ydı.
---
Öğleden sonra, Leon savaş meydanında Usta Thorne'un dersini beklerken, Lily yanına geldi. Genç kızın yüzünde endişeli bir ifade vardı.
“Drake'in seni aradığını duydum,” dedi sessizce.
Leon başını salladı. “Dün kaybetti. İntikam mı almak istiyor?”
“Bilmiyorum,” dedi Lily. “Ama arkadaşlarını topladığını söylüyorlar. On beş kişi. Savaş Oluşumu öğrencileri.”
Leon'un kaşları çatıldı. “On beş kişi? Bir Savaş Oluşumu Ustası, birliğiyle güçlüdür. Tek başına dün kaybetti, şimdi birliğiyle gelmek mi istiyor?”
“Çekil bu işten,” dedi Lily. “Daha yolun başındasın. Ona karşı duramazsın.”
Leon sessiz kaldı. Sonra, “Kaçmak, hiçbir zaman bir seçenek olmadı,” dedi.
“Leon!”
“Lily,” dedi sakince. “Dün onu tek hamlede yendim. Çünkü o, tek başına zayıftı. Bugün birliğiyle geliyorsa, bu onun korktuğunu gösterir. Korkan bir düşman, her zaman hata yapar.”
Lily'nin gözleri doldu. “Lütfen. Daha fazla riske girme.”
Leon, arkadaşının omzuna hafifçe vurdu. “Merak etme. Aptalca bir şey yapmayacağım.”
---
Akşam dersi bittiğinde, Leon meydandan çıkarken yolu kesildi. Drake, arkasında on beş öğrenciyle, meydanın çıkışında duruyordu.
“Leon,” dedi Drake. Sesi sakindi, ama gözlerinde dünkü yenilginin utancı parlıyordu. “Dün, seni hafife aldım. Bu hatayı tekrarlamayacağım.”
Leon durdu. “Ne istiyorsun?”
“Rövanş,” dedi Drake. “Bu sefer, gerçek bir savaş. Birlikime karşı. Eğer kazanırsan, Savaş Oluşumu dalında sana saygı duyacağım. Eğer kaybedersen...”
Sözünü tamamlamadı. Anlamı belliydi.
Leon, Drake'in arkasındaki on beş öğrenciye baktı. Her biri, Savaş Oluşumu'nun temel eğitimini almış, Savaş İradesi'nin ne olduğunu bilen gençlerdi. On beş kişinin birleşmiş iradesi, tek başına bir Ruhsal Hareket Aşaması'ndaki biri için...
“Kabul ediyorum,” dedi Leon.
Drake şaşırdı. Bu kadar kolay kabul edeceğini beklemiyordu. “Yarın, gün batımında. Savaş meydanında.”
“Olur,” dedi Leon. Arkasını döndü, yürümeye başladı. Arkasından Drake'in sesi geldi:
“Bu sefer kazanmayı bekleme!”
Leon durmadan cevap verdi: “Beklemiyorum. Biliyorum.”
---
Gece, Leon yurduna döndüğünde, masasında yeni bir parşömen buldu. Açtığında, Usta Thorne'un yazısını tanıdı:
“Drake'in meydan okumasını kabul ettiğini duydum. Aptalca bir karar. Ama cesurca. Yarın, Savaş Oluşumu'nun gerçek gücünü göreceksin. Unutma: Birliğe karşı savaşırken, birliği dağıtmaya odaklan. Komutan olmadan askerler, sadece kalabalıktır.”
Leon parşömeni katladı. Usta Thorne'un sözleri aklında kaldı: Komutan olmadan askerler, sadece kalabalıktır.
Cebindeki yeşim taşını çıkardı. Avucuna koydu, gözlerini kapadı. On beş Mühür'ü bir araya getirmeyi bugün öğrenmişti. Ama yarın, on beş Mühür yetmeyecekti. Daha fazlasına ihtiyacı vardı.
İçindeki Ruhsal Enerji'yi taşa aktardı. Bu sefer, taşın üzerinde üç Mühür belirdi. Üçüncüsü, diğerlerinden daha parlaktı.
Leon gözlerini açtı. “Üç Mühür,” dedi. “Yarın, on beş Mühür'le savaşacağım. Ama on beş Mühür, on beş kişiye karşı...”
Taşı sıkıca tuttu. “Yeterli olacak.”
Pencereden gökyüzüne baktı. Yıldızlar yine parlaktı. Ama Leon artık onların sadece Mühür olmadığını biliyordu. Her yıldız, bir savaşçıydı. Her takımyıldız, bir birlikti. Ve tüm gökyüzü...
Tüm gökyüzü, dev bir savaş alanıydı.
“Yarın,” diye mırıldandı. “Savaş Oluşumu'nun ne olduğunu öğreneceğim.”
O gece, Leon uyurken, avucundaki yeşim taşı parlamaya devam etti. Ve taşın üzerinde, dördüncü bir Mühür'ün zayıf ışığı belirmeye başlamıştı.
Kadim Dağ'ın zirvesinde, rüzgâr durdu. Sanki evren, yarın olacakları bekliyordu. Ve o bekleyişin içinde, yeni bir savaşın habercisi vardı.
---
Bölüm Sonu
Epik Novel © 2017 | Tüm hakları saklıdır..
