Sabahın ilk ışıkları Uçan Şehir'in bulut duvarlarını altın rengine boyarken, Leon kulenin tepesinden aşağı indi. Rüzgârın Kalbi, artık avucunda sıcacık duruyor, gökyüzünün tüm renkleriyle dans ediyordu. Ama içinde, henüz tam olarak anlayamadığı bir güç vardı. Rüzgârın Efendisi'nin sözleri hâlâ kulağındaydı: “Zamanın gücü. Onu da bulmalısın.”
Kulenin altında, arkadaşları onu bekliyordu. Kael, mızrağının ucundaki mavi ışıkla bulutların arasında bir yol çiziyor, Lily yeni zırhının rüzgârla nasıl dans ettiğini test ediyor, Mia ise küresiyle şehrin rüzgâr akımlarını haritalandırıyordu.
“Nasıl geçti?” diye sordu Kael, Leon'un yanına gelerek.
“Rüzgârın Kalbi'ni aldım,” dedi Leon, avucunu açarak. İçinde, minik bir rüzgârgülü gibi dönen ışık parlıyordu. “Ama Rüzgârın Efendisi, altıncı bir güçten bahsetti. Zaman.”
“Zaman mı?” dedi Mia şaşkınlıkla. “Kitaplarda okumuştum. Zamanın Krallığı, efsanelerde bile nadir geçer. İçine girenlerin, geçmişi, şimdiyi ve geleceği aynı anda gördüğü söylenir. Ama geri dönen çok azdır.”
“Biz geri döneceğiz,” dedi Leon. “Ama önce, bu şehri tanımalıyız. Rüzgârın Efendisi, bizi Rüzgâr Savaşçıları'yla tanıştıracağını söyledi.”
---
Rüzgâr Savaşçıları, Uçan Şehir'in en seçkin birliklerinden oluşuyordu. Eğitim alanları, şehrin doğu kanadında, bulutların en kalın olduğu noktadaydı. Burası, sürekli esen rüzgârla birlikte dalgalanan dev bir platformdu. Platformun etrafında, rüzgârın şekillendirdiği hedefler, engeller, labirentler vardı.
Leon ve arkadaşları platforma vardıklarında, on üç savaşçı çoktan toplanmıştı. Hepsi, rüzgâr mavisi zırhlar içinde, ellerinde rüzgârdan yapılmış kılıçlar ve mızraklar tutuyordu. Gözlerinde, aynı renk parlıyordu. Ama en dikkat çekici olan, başlarındaki genç kadındı. Uzun boylu, rüzgâr gibi hafif, gözleri iki yıldırım gibi çakıyordu. Saçları, bulutların arasında dalgalanan ipekler gibi bembeyazdı.
“Rüzgâr Savaşçıları'nın komutanı, Seraphina,” dedi rehberleri.
Seraphina, Leon'a baktı. Gözlerinde, bir merak, bir de meydan okuma vardı. “Beklenen,” dedi. Sesi, rüzgârın ıslığı gibiydi. “Rüzgârın Kalbi'ni aldığını duydum. Ama onu kullanmayı biliyor musun?”
Leon başını eğdi. “Henüz değil. Öğrenmeye geldim.”
Seraphina'nın kaşları havada kaldı. Bu cevabı beklemiyordu. “Alçakgönüllülük,” dedi. “Rüzgâr, alçakgönüllülerle dans eder. Kibirlileri yere çarpar.”
Elini kaldırdı. Rüzgâr, aniden hızlandı. Platformda, küçük bir fırtına koptu. “O halde, dans edelim.”
---
Seraphina, elindeki rüzgâr kılıcını kaldırdı. Kılıç, havada ıslık çaldı. Rüzgâr, onun etrafında dönmeye başladı. Her dönüşte, hızlanıyor, keskinleşiyordu.
“İlk dans,” dedi Seraphina. “Rüzgârın keskinliği.”
Kılıcını Leon'a doğru savurdu. Rüzgâr, görünmez bir bıçak gibi kesiyordu. Leon, geri çekildi. Ama rüzgâr, her yönden geliyordu. Önden, arkadan, yandan, üstten...
“Kael!” diye bağırdı Leon.
Kael, mızrağını kaldırdı. Ucundaki mavi ışık, rüzgârın keskinliğini karşıladı. Ama ışık, dağıldı. Rüzgâr, o kadar güçlüydü ki, denizin gücü bile yetmiyordu.
“Deniz,” dedi Seraphina, “derindir. Ama rüzgâr, hızlıdır. Derinlik, hıza karşı koyamaz.”
Lily, devreye girdi. Zırhındaki rünler parladı. Ruhsal Enerji'sini, rüzgârın içine yaydı. Rüzgâr, yavaşladı. Ama durmadı.
“Enerji,” dedi Seraphina, “güçlüdür. Ama rüzgâr, enerjiyi dağıtır.”
Mia, son olarak küresini kaldırdı. Kürenin içindeki diziler, rüzgârın desenini çözmeye çalıştı. Ama rüzgâr, her an değişiyor, her an yeni bir desene bürünüyordu.
“Diziler,” dedi Seraphina, “karmaşıktır. Ama rüzgâr, basittir. Karmaşıklık, basitliğe karşı koyamaz.”
Üç savaşçı, rüzgârın karşısında çaresiz kalmıştı.
---
Leon, bir adım öne çıktı. Avucundaki mührü kaldırdı. Beş renk, aynı anda parladı. Mavi, kırmızı, altın, gümüş, turkuaz. Ve en sonunda, gök mavisi. Rüzgârın Kalbi'nin rengi.
“Sen,” dedi Leon, “rüzgârın keskinliğini, hızını, basitliğini konuştun. Ama rüzgârın başka bir yüzü var.”
Rüzgârın Kalbi'ni avucunda döndürdü. Rüzgâr, aniden durdu. Platformda, sessizlik oldu.
“Rüzgâr, aynı zamanda sabırlıdır,” dedi Leon. “Binlerce yıl eser, durmaz. Rüzgâr, aynı zamanda alçakgönüllüdür. En yüksek dağın tepesinde bile, yere eğilir. Rüzgâr, aynı zamanda bilgedir. Her şeyi görür, her şeyi duyar, ama konuşmaz.”
Rüzgâr, yeniden esmeye başladı. Ama bu sefer, keskin değildi. Hafifti. Yumuşaktı. Leon'un saçlarını okşadı, yüzünü sıvazladı, avucundaki mührü öptü.
Seraphina, kılıcını indirdi. Gözlerinde, yeni bir saygı vardı. “Rüzgârın dilini konuşuyorsun,” dedi. “Bunu, sadece Rüzgârın Efendisi yapabilirdi.”
Leon başını eğdi. “Henüz öğreniyorum. Ama rüzgâr, sabırlı. Bekler.”
Seraphina gülümsedi. Gülüşü, bahar rüzgârı gibiydi. “O zaman, sana öğretebiliriz.”
---
Seraphina, onları eğitim alanının derinliklerine götürdü. Burası, platformun en yüksek noktasıydı. Rüzgâr, o kadar hızlı esiyordu ki, insanı yerinden söküp atacak gibiydi. Ama ayakların altında, bulutlar vardı. Yumuşak, güvenli, sağlam.
“Rüzgâr Savaşçıları,” dedi Seraphina, “rüzgârla doğar, rüzgârla büyür, rüzgârla savaşır. Onun dilini, annelerimizin sütüyle öğreniriz. Ama sen, yabancısın. Rüzgârı sonradan öğreniyorsun. Bu, daha zordur.”
“Zorluk,” dedi Leon, “beni hiç korkutmadı.”
Seraphina başını salladı. “O halde, ilk ders. Rüzgârı hissetmek. Gözlerini kapa.”
Leon, gözlerini kapadı.
“Rüzgâr, nereden esiyor?”
“Kuzeyden.”
“Hızı ne kadar?”
“Yavaş. Ama giderek hızlanıyor.”
“Sıcaklığı?”
“Soğuk. Ama içinde, sıcak bir hava var. Güneyden geliyor.”
Seraphina, şaşkınlıkla sordu: “Bunu nasıl hissediyorsun?”
“Rüzgârın Kalbi,” dedi Leon. “İçinde, rüzgârın hafızası var. Nereden geldiğini, nereye gittiğini, kimlerle buluştuğunu... Hepsini duyuyorum.”
Seraphina, uzun bir an sessiz kaldı. Sonra, “Rüzgârın Efendisi, senin hakkında haklıymış,” dedi. “Sen gerçekten beklenensin.”
---
Dersler, günlerce sürdü. Seraphina, Leon'a rüzgârın tüm sırlarını öğretti. Rüzgârla nasıl koşulacağını, rüzgârla nasıl savaşılacağını, rüzgârla nasıl dans edileceğini. Her gün, yeni bir teknik. Her gece, yeni bir sır.
Ama aynı zamanda, bir rekabet de başlamıştı. Rüzgâr Savaşçıları, “Üç Yol” Birliği'ni sürekli sınıyor, onlarla yarışıyor, onları zorluyordu. Kimi zaman dostça, kimi zaman sertçe. Ama her zaman, saygıyla.
Kael, Rüzgâr Savaşçıları'nın en hızlısı Zephyr ile yarıştı. Zephyr, rüzgârın kendisi gibiydi. Görünmez, yakalanamaz, durdurulamaz. Ama Kael, denizin derinliğiyle onu yakaladı. Mızrağının ucundaki mavi ışık, rüzgârın yolunu kesiyor, onu yavaşlatıyor, durduruyordu.
“Deniz,” dedi Zephyr, “rüzgârı durdurabilir mi?”
“Durduramaz,” dedi Kael. “Ama onu yönlendirebilir. Dalgalar, rüzgârla dans eder. Tıpkı bizim gibi.”
Zephyr güldü. “O zaman, dans edelim.”
İkisi, saatlerce yarıştı. Kimi zaman Kael öndeydi, kimi zaman Zephyr. Ama sonunda, berabere bitirdiler. Ve bir dostluk başladı.
---
Lily, Rüzgâr Savaşçıları'nın en güçlüsü Aella ile yarıştı. Aella, rüzgârın enerjisiydi. Her hareketinde, fırtınalar kopuyor, her vuruşunda, yıldırımlar çakıyordu. Ama Lily, zırhının gücüyle onu karşıladı. Her darbede, zırh daha da parlıyor, daha da güçleniyordu.
“Zırhın,” dedi Aella, “enerjiyi emiyor. Ama ne kadar emebilir?”
“Sonsuza kadar,” dedi Lily. “Çünkü benim enerjim, dostlarımdan geliyor. Onlar ayakta oldukça, ben de ayaktayım.”
Aella, kılıcını indirdi. “O zaman, dostlarını koru. Bu, en büyük güçtür.”
Mia, Rüzgâr Savaşçıları'nın en bilgesi Altair ile yarıştı. Altair, rüzgârın desenlerini çözüyor, her rüzgârın nereden gelip nereye gittiğini biliyordu. Ama Mia, küresinin gücüyle onu geçti. Küre, rüzgârın desenlerini saniyeler içinde çözüyor, yeni desenler oluşturuyor, rüzgârı yönlendiriyordu.
“Küren,” dedi Altair, “çok güçlü. Ama içindeki diziler, senin bilgeliğinle büyüyor. Sen olmasan, küre sadece bir taş parçası.”
Mia gülümsedi. “O zaman, bilgeliğimi paylaşalım. Birlikte, daha da büyürüz.”
---
Beşinci günün akşamında, Seraphina Leon'u yanına çağırdı. “Yarın,” dedi, “Gökyüzü Turnuvası başlıyor. Uçan Şehir'in en büyük etkinliği. Her yıl, rüzgârın en güçlü savaşçıları bu turnuvada yarışır. Ve bu yıl...”
Gözleri parladı. “...siz de yarışacaksınız.”
Leon şaşırdı. “Biz mi? Ama biz yabancıyız.”
“Yabancı değilsiniz,” dedi Seraphina. “Rüzgâr, sizi kabul etti. Rüzgârın Kalbi, sizi seçti. Artık siz de, Rüzgâr Savaşçıları'sınız.”
Leon, bir an sessiz kaldı. Sonra, “Turnuvada ne kazanacağız?” diye sordu.
“Zamanın Krallığı'nın haritası,” dedi Seraphina. “Rüzgârın Efendisi, onu yıllardır saklıyor. Beklenenin gelmesini bekliyor. Turnuvayı kazanırsan, harita senin olacak.”
Leon, arkadaşlarına döndü. Kael, mızrağını sıktı. Lily, zırhını düzeltti. Mia, küresini kaldırdı. Hepsinin gözünde, aynı kararlılık vardı.
“Yarışacağız,” dedi Leon.
---
Gece, Leon yine uyanıktı. Uçan Şehir'in tepesinde, rüzgârla dans ediyordu. Rüzgârın Kalbi, avucunda dönüyor, gökyüzünün tüm renkleriyle parlıyordu. Avucundaki mühür, artık altı renkle ışıldıyordu.
Yanına Seraphina geldi. “Yarın, zorlu bir gün olacak. Dinlensen iyi olur.”
“Dinlenemiyorum,” dedi Leon. “Zamanın Krallığı'nı düşünüyorum. Orada, bizi ne bekliyor?”
Seraphina, gökyüzüne baktı. Yıldızlar, her zamanki gibi parlaktı. “Zaman,” dedi, “rüzgârdan daha gizemlidir. Rüzgârı görebilirsin, hissedebilirsin. Ama zamanı göremezsin. Sadece izlerini görürsün. Geçmişin tozu, şimdinin anı, geleceğin hayali...”
Leon, başını salladı. “O zaman, onu da öğreneceğim. Tıpkı rüzgârı öğrendiğim gibi.”
Seraphina gülümsedi. “Öğreneceksin. Beklenen sensin.”
Yeşim taşını çıkardı. Gözlerini kapadı. Taşın üzerinde, yüz seksen Mühür parlıyordu.
Gözlerini açtı. “Yüz seksen Mühür. Turnuvayı kazandığımda, yüz seksen beş Mühür'e ulaşacağım. Ve Üç Yol Dizisi, altıncı sıraya yükselecek.”
Taşı sıkıca tuttu. “Çünkü ormanın sesini duydum. Dağların sınavını geçtim. Yeraltının karanlığına indim. Denizin fırtınasına vurdum. Kayıp Ada'nın sırlarını çözdüm. Uçan Şehir'in rüzgârına yükseldim. Rüzgâr Savaşçıları'yla dans ettim. Şimdi, gökyüzünün turnuvasında yarışacağım.”
Gökyüzüne baktı. Yıldızlar, her zamanki gibi parlaktı. Ama Leon artık onları farklı görüyordu. Her yıldız, bir savaşçıydı. Her takımyıldız, bir turnuvaydı. Ve tüm gökyüzü, onun yarışacağı sonsuz arenaydı.
O gece, Uçan Şehir'in tepesinde, rüzgâr esti. İçinde, artık sadece bir fısıltı değil, net bir ses vardı: “Üç Yol” Birliği'nin gökyüzü turnuvasına hazırlanışının ilanı. Ve o ses, tüm Büyük Bin Dünya'ya yayılacaktı.
---
Bölüm Sonu
Epik Novel © 2017 | Tüm hakları saklıdır..
