Sabahın ilk ışıkları Uçan Şehir'in bulut duvarlarını altın rengine boyarken, tüm şehir dev arena platformunda toplanmıştı. Gökyüzü Turnuvası, her yıl düzenlenen en büyük etkinlikti. Ama bu yıl, diğerlerinden farklıydı. Bu yıl, Beklenen de yarışıyordu.
Arena, şehrin merkezindeki dev platformdu. Platform, rüzgârın şekillendirdiği bulutlardan oluşuyor, her an değişiyor, her an yeni bir form alıyordu. Etrafında, binlerce seyirci toplanmıştı. Rüzgârın Çocukları, görünmez gölgeler halinde, rüzgârın içinde dans ediyor, turnuvanın heyecanını rüzgârla birlikte tüm şehre yayıyordu.
“Üç Yol” Birliği, platformun bir ucunda bekliyordu. Leon, Kael, Lily, Mia... Dört savaşçı, dört yol, tek bir yürek. Üzerlerinde, Rüzgâr Savaşçıları'nın armağan ettiği hafif rüzgâr pelerinleri vardı. Pelerinler, rüzgârla birlikte dalgalanıyor, her hareketlerinde farklı renklere bürünüyordu.
Karşılarında, Rüzgâr Savaşçıları duruyordu. Seraphina, Zephyr, Aella, Altair ve diğer dokuz savaşçı. On üç kişi, on üç rüzgâr, tek bir ordu. Üzerlerindeki rüzgâr mavisi zırhlar, sabah güneşinde parlıyor, gözlerindeki mavi ışık ise adeta gökyüzünü deliyordu.
“Bugün,” dedi Seraphina, sesini tüm arenaya yayarak, “Gökyüzü Turnuvası'nın en özel yılı. Çünkü bu yıl, Beklenen aramızda.”
Seyirciler, rüzgârla birlikte uğuldadı. Binlerce ses, tek bir ses oldu: “Beklenen! Beklenen! Beklenen!”
Leon, başını eğdi. Alçakgönüllülükle.
“Turnuvanın kuralları basit,” dedi Seraphina. “Üç tur. İlk tur, bireysel mücadele. İkinci tur, takım mücadelesi. Üçüncü tur, rüzgârın sınavı. Ayakta kalan son kişi, turnuvanın şampiyonu olur. Ve ödül...”
Elini kaldırdı. Rüzgâr, platformun ortasında dönmeye başladı. İçinde, bir harita belirdi. Eski, sararmış, üzerinde yıldızlar işlenmiş bir harita.
“Zamanın Krallığı'nın Haritası,” dedi Seraphina. “Binlerce yıldır Rüzgârın Efendisi tarafından saklanıyor. Beklenenin gelmesini bekliyor.”
Leon, haritaya baktı. İçinde, zamanın tüm sırları vardı. Geçmiş, şimdi, gelecek...
“Başlasın!” dedi Seraphina.
---
Birinci Tur: Bireysel Mücadele
Platform, aniden on altı küçük arenaya bölündü. Her arenada, iki savaşçı karşı karşıya geliyordu. Rüzgâr, her arenada farklı bir hızda, farklı bir yönde esiyor, her savaşçıyı farklı şekilde sınıyordu.
Kael, ilk arenada Zephyr ile karşılaştı. İkisi de hız konusunda rakipsizdi. Kael'in denizin derinliği, Zephyr'in rüzgârın hızıyla buluştu. Mızraklar, havada ıslık çaldı. Rüzgâr, dalgalarla dans etti. Yarım saat süren mücadeleden sonra, berabere kaldılar. Ama turnuva kurallarına göre, beraberlik olmazdı.
“Tek vuruş,” dedi Seraphina. “Son vuruş. Kim ayakta kalırsa, o kazanır.”
Kael ve Zephyr, karşı karşıya geldi. İkisi de gözlerini kapadı. Rüzgârı dinlediler. Denizi dinlediler. Sonra, aynı anda saldırdılar.
Mızraklar, havada buluştu. Işık, tüm arenayı doldurdu. Sonra, sessizlik.
İkisi de ayaktaydı. Ama Zephyr'in mızrağı, Kael'in omzuna değiyordu. Kael'in mızrağı ise, Zephyr'in boğazına bir santim kalmıştı.
“Beraberlik,” dedi Seraphina. “Turnuva tarihinde ilk kez. İkisi de ikinci tura geçiyor.”
Seyirciler, alkışladı.
---
Lily, Aella ile karşılaştı. Aella, rüzgârın enerjisiydi. Her vuruşunda, fırtınalar kopuyor, her hareketinde, yıldırımlar çakıyordu. Lily ise, zırhının gücüyle onu karşılıyordu. Her darbede, zırh daha da parlıyor, daha da güçleniyordu.
“Zırhın,” dedi Aella, “enerjiyi emiyor. Ama ne kadar emebilir?”
“Sonsuza kadar,” dedi Lily. “Çünkü benim enerjim, dostlarımdan geliyor.”
Aella, son darbesini indirdi. Zırh, o kadar parladı ki, herkes gözlerini kapadı. Sonra, sessizlik.
Lily, ayaktaydı. Aella ise, yere düşmüştü.
“Kazanan, Lily!” dedi Seraphina.
---
Mia, Altair ile karşılaştı. Altair, rüzgârın desenlerini çözüyor, her rüzgârın nereden gelip nereye gittiğini biliyordu. Mia ise, küresinin gücüyle onu geçiyordu. Küre, rüzgârın desenlerini saniyeler içinde çözüyor, yeni desenler oluşturuyor, rüzgârı yönlendiriyordu.
“Küren,” dedi Altair, “çok güçlü. Ama içindeki diziler, senin bilgeliğinle büyüyor.”
Mia gülümsedi. “O zaman, bilgeliğimi gösterelim.”
Küreyi kaldırdı. Kürenin içindeki diziler, aniden hızlandı. Rüzgâr, desen değiştirdi. Altair'in etrafında dönmeye başladı. O kadar hızlı dönüyordu ki, Altair hareket edemiyordu.
“Kazanan, Mia!” dedi Seraphina.
---
Leon, en son arenada Seraphina ile karşı karşıya geldi.
“Beklenen,” dedi Seraphina. “Sonunda karşı karşıyayız.”
Leon başını eğdi. “Onur duydum.”
Seraphina, kılıcını kaldırdı. Rüzgâr, onun etrafında hızla dönmeye başladı. Her dönüşte, hızlanıyor, keskinleşiyordu.
“Rüzgârın keskinliği,” dedi Seraphina. “Buna karşı ne yapacaksın?”
Leon, gözlerini kapadı. Rüzgârın Kalbi'ni avucunda döndürdü. Rüzgâr, aniden durdu. Platformda, sessizlik oldu.
“Rüzgâr, aynı zamanda sabırlıdır,” dedi Leon. “Binlerce yıl eser, durmaz.”
Rüzgâr, yeniden esmeye başladı. Ama bu sefer, keskin değildi. Hafifti. Yumuşaktı.
“Rüzgâr, aynı zamanda alçakgönüllüdür,” dedi Leon. “En yüksek dağın tepesinde bile, yere eğilir.”
Rüzgâr, yere eğildi. Seraphina'nın etrafında dönmeye başladı. Ama onu sıkmıyordu. Sadece okşuyordu.
“Rüzgâr, aynı zamanda bilgedir,” dedi Leon. “Her şeyi görür, her şeyi duyar, ama konuşmaz.”
Seraphina, kılıcını indirdi. Gözlerinde, yeni bir saygı vardı. “Kazandın,” dedi. “Beklenen.”
Seyirciler, rüzgârla birlikte uğuldadı. Binlerce ses, tek bir ses oldu: “Beklenen! Beklenen! Beklenen!”
---
İkinci Tur: Takım Mücadelesi
Platform, tek bir dev arenaya dönüştü. On altı savaşçı, dört takıma ayrıldı. “Üç Yol” Birliği, tek takım olarak kaldı. Rüzgâr Savaşçıları ise, üç takıma ayrıldı.
“Kurallar basit,” dedi Seraphina. “Son takım ayakta kalana kadar savaş. İttifak serbest. İhanet serbest. Her şey serbest.”
Leon, birliğine baktı. Kael, mızrağını sıktı. Lily, zırhını düzeltti. Mia, küresini kaldırdı. “Hazır mıyız?” diye sordu.
“Hazırız!” dedi üçü birden.
Savaş, başladı.
Üç Rüzgâr takımı, aynı anda “Üç Yol” Birliği'ne saldırdı. Rüzgâr, her yönden esiyor, her yönden kesiyordu. Ama birlik, dağılmadı. Kael, ön safhada savaşıyor, Lily, arkadan destek veriyor, Mia, dizileriyle alanı kontrol ediyordu. Leon ise, herkesi yönetiyor, her an doğru kararı veriyordu.
“Dağılın!” diye bağırdı Leon. “Her biri kendi hedefine!”
Kael, Zephyr'e saldırdı. Lily, Aella'ya. Mia, Altair'e. Leon ise, Seraphina'ya.
Dört savaş, aynı anda dört farklı arenada başladı.
Kael ve Zephyr, bu sefer daha da hızlıydı. Mızraklar, havada ıslık çaldı. Rüzgâr, dalgalarla dans etti. Ama bu sefer, Kael daha hazırlıklıydı. Mızrağının ucundaki mavi ışık, rüzgârın yolunu kesiyor, onu yavaşlatıyor, durduruyordu. Son vuruşta, Zephyr yere düştü.
Lily ve Aella, bu sefer daha da güçlüydü. Aella'nın her vuruşunda, Lily'nin zırhı daha da parlıyor, daha da güçleniyordu. Son vuruşta, Aella'nın enerjisi tükendi. Lily, ayaktaydı.
Mia ve Altair, bu sefer daha da zekiydi. Altair, rüzgârın desenlerini çözüyor, Mia ise küresinin gücüyle onu geçiyordu. Son anda, Mia küreyi havaya fırlattı. Küre, Altair'in etrafında dönmeye başladı. O kadar hızlı dönüyordu ki, Altair hareket edemiyordu.
Leon ve Seraphina ise, hâlâ karşı karşıyaydı.
“Sonunda,” dedi Seraphina, “tek kaldık.”
Leon başını eğdi. “Güzel bir savaştı.”
Seraphina, kılıcını kaldırdı. Rüzgâr, onun etrafında hızla dönmeye başladı. Her dönüşte, hızlanıyor, keskinleşiyordu. Ama Leon, kılıcını bile çıkarmadı. Sadece avucundaki mührü kaldırdı. Altı renk, aynı anda parladı. Mavi, kırmızı, altın, gümüş, turkuaz, gök mavisi.
Rüzgâr, durdu. Seraphina'nın kılıcı, havada asılı kaldı.
“Kazandım,” dedi Leon.
Seraphina, kılıcını indirdi. Gülümsedi. “Kazandın. Beklenen.”
Seyirciler, rüzgârla birlikte uğuldadı. Binlerce ses, tek bir ses oldu: “Beklenen! Beklenen! Beklenen!”
---
Üçüncü Tur: Rüzgârın Sınavı
Platform, aniden değişti. Rüzgâr, o kadar hızlı esmeye başladı ki, insanı yerinden söküp atacak gibiydi. İçinde, sesler vardı. Fısıltılar, çığlıklar, şarkılar... Rüzgârın binlerce yıllık hafızası.
“Üçüncü tur,” dedi Seraphina. “Rüzgârın sınavı. Rüzgârın içinde, binlerce yıllık sesler var. Geçmişin, şimdinin, geleceğin sesleri. Kim bu seslerin içinden çıkıp rüzgârın kalbine ulaşırsa, turnuvanın şampiyonu olur.”
Leon, rüzgârın içine doğru bir adım attı. Rüzgâr, onu sardı. Havaya kaldırdı. Döndürmeye başladı. Ama o, korkmadı. Gözlerini kapadı. Rüzgârın sesini dinledi.
“Beklenen...”
“Geldin...”
“Bekledik...”
Binlerce ses, binlerce yıl. Ama Leon, hepsini duyuyor, hepsini ayırt ediyor, hepsini anlıyordu.
Rüzgârın içinde, bir ışık vardı. Uzak, zayıf, ama ısrarcı. Rüzgârın Kalbi. Leon, o ışığa doğru yürüdü. Rüzgâr, ona yol açıyor, ayaklarının altında bulutlar oluşturuyordu.
Işığa ulaştığında, rüzgâr durdu. Sessizlik oldu. Derin, sonsuz bir sessizlik.
Ve o sessizliğin içinde, bir ses duydu. Zamanın sesi.
“Beklenen... Üç yol, altı güç, yedi element... Hepsi sende... Ama asıl güç, zaman... Onu da bulmalısın...”
Leon, gözlerini açtı. Avucunda, Rüzgârın Kalbi parlıyordu. Ama içinde, yeni bir ışık vardı. Zamanın ışığı.
“Kazandım,” dedi.
---
Seraphina, haritayı Leon'a uzattı. “Zamanın Krallığı'nın Haritası. Binlerce yıldır saklanıyordu. Artık senin.”
Leon, haritayı aldı. Üzerinde, yıldızlar işlenmişti. Her yıldız, bir zamandı. Her takımyıldız, bir krallıktı. Ve haritanın ortasında, bir nokta vardı. Zamanın Krallığı'nın kapısı.
“Nerede?” diye sordu Leon.
“Her yerde,” dedi Seraphina. “Ama hiçbir yerde. Onu bulmak için, önce kendi zamanını anlamalısın. Geçmişini, şimdini, geleceğini.”
Leon, haritaya baktı. İçinde, zamanın tüm sırları vardı.
“Anlayacağım,” dedi. “Öğreneceğim.”
---
Gece, Leon Uçan Şehir'in tepesinde tek başına duruyordu. Elinde, Zamanın Krallığı'nın Haritası vardı. Avucundaki mühür, artık yedi renkle parlıyordu: mavi, kırmızı, altın, gümüş, turkuaz, gök mavisi ve zamanın beyazı.
Yeşim taşını çıkardı. Gözlerini kapadı. Taşın üzerinde, yüz seksen beş Mühür parlıyordu.
Gözlerini açtı. “Yüz seksen beş Mühür. Zamanın Krallığı'na vardığımda, yüz doksan Mühür'e ulaşacağım. Ve Üç Yol Dizisi, yedinci sıraya yükselecek.”
Taşı sıkıca tuttu. “Çünkü ormanın sesini duydum. Dağların sınavını geçtim. Yeraltının karanlığına indim. Denizin fırtınasına vurdum. Kayıp Ada'nın sırlarını çözdüm. Uçan Şehir'in rüzgârına yükseldim. Rüzgâr Savaşçıları'yla dans ettim. Gökyüzü Turnuvası'nı kazandım. Şimdi, zamanın akışına kapılacağım.”
Gökyüzüne baktı. Yıldızlar, her zamanki gibi parlaktı. Ama Leon artık onları farklı görüyordu. Her yıldız, bir andı. Her takımyıldız, bir zamandı. Ve tüm gökyüzü, onun yürüyeceği sonsuz yoldu.
O gece, Uçan Şehir'in tepesinde, rüzgâr esti. İçinde, artık sadece bir fısıltı değil, net bir ses vardı: “Üç Yol” Birliği'nin gökyüzü turnuvasındaki zaferinin ilanı. Ve o ses, tüm Büyük Bin Dünya'ya yayılacaktı.
---
Bölüm sonu
Epik Novel © 2017 | Tüm hakları saklıdır..
